Türkiye'nin Bilgi ve Kültür Arşivi

Babam Sultan Abdülhamit - A.Osmanoglu

Yeni çıkan kitap tanıtımları icinde Babam Sultan Abdülhamit - A.Osmanoglu konusu , Tarihin içinde sivrilmiş, önemli makamları mesken edinmiş şahıslarla ilgili yapılan eleştirilerde çoğu zaman o kişinin insani boyutu unutulmuş ya da görülmek istenmemiştir. II. Abdülhamit dönemi Türk Tarihi içinde ayrı bir …





Go Back   Türkiye'nin Bilgi ve Kültür Arşivi > » WikiTurkey Kültür & Sanat > Kültürel Hayat > Yeni çıkan kitap tanıtımları

Yeni çıkan kitap tanıtımları romanlar, hikaye kitapları, masal kitapları, çizgi romanlar ve enson çıkan güncel kitap tanıtımları

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-06-2009, 11:18 AM   #1
mCEmRaH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mCEmRaH
Senior Member
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 1.501
 

  mCEmRaH isimli Üye şimdilik offline konumundadır    



Standart Babam Sultan Abdülhamit - A.Osmanoglu

Tarihin içinde sivrilmiş, önemli makamları mesken edinmiş şahıslarla ilgili yapılan eleştirilerde çoğu zaman o kişinin insani boyutu unutulmuş ya da görülmek istenmemiştir.

II. Abdülhamit dönemi Türk Tarihi içinde ayrı bir önem taşımıştır. Bitmez bilmez bir tartışmadır, Ulu Hakan mıdır yoksa Kızıl Sultan mıdır? Bu tanımları hep ideolojik bulduğum için kabul etmemişimdir. Neye, kime göre Ulu Hakan, İslamcılara göre mi ya da kime göre Kızıl Sultan Yahudilere, dönemin sosyalistlerine göre mi?



II. Abdülhamit’in padişahlığının dışında neler yaptığını, zevklerini bizi ilk haberdar eden araştırmacı İsmet Bozdağ oldu. II. Abdülhamit’in bulduğu günlüklerini günümüz diline çevirerek yayımladı. Onunla ilgili bu konuda diğer bir önemli çalışma, Eylül ayında piyasa çıkan, kızı Ayşe Osmanoğlu’nun yazdığı Babam Sultan Abdülhamit* isimli kitaptır. Kitap yedi bölümden oluşuyor. Yazar, Babam ve Yıldız Sarayı adını verdiği ilk bölümde II. Abdülhamit’in ilk gençlik yıllarını anlatmış. Ardından babasının günlük hayatı ile ilgili ayrıntıları kendi ağzından paylaşmış: “Başlıca eğlencem musiki dinlemek, marangozhanede çalışmaktan ibarettir. Ancak bunlarla uğraşırken yorgunluğumu hissetmiyorum. Gençliğimde faal bir hayat geçirdiğim halde şimdi muattal yaşıyorum. Uykuyu bile rahat uyuyamadığımdan kitap okutmak bana ninni gibi geliyor. Yarısını dinliyor, yarısını dinlemeden uyuyakalıyorum. Aklım takılıp da uykumu kaçırmasın diye ciddi eserle okutmuyorum. ” Malum II. Abdülhamit’in paravan arkasında kitap okutmaları… Bu bölümde diğer ilginç noktayı yazar babasının musiki merakıyla açıklıyor. “Evlatlarının müzikle meşgul olmasını ister, bize piyanolar ve muhtelif musiki aletleri alırdı. Huzurunda piyona çaldırır, yanlışlarımızı düzeltir, tempolara dikkat ederdi. Alafranga musikiyi alaturkaya tercih ederdi. ‘ alaturka güzeldir ama daima gam verir’, derdi.



Yazar babasının saraya yurtdışından getirttiği opera, tiyatro ve sinema ile ilgili bilgiler veriyor. Ardından biniciliğe merakından, kendi ailesi ile münasebetinden ve dönemin Alman imparatoru ve İran şahının sarayı ziyaretine değiniyor. Bu bölümde, yazar, sarayın içinden biri olarak, sadece babasını anlatmakla kalmamış, resmi durumlar dışındaki küçük, keyifli ayrıntıları okurlarla paylaşmış.



İkinci bölüm Kendi Hayatım ve Hatıralarım başlığı taşıyor. Yazar çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlatıyor. Aldığı derslere değiniyor: Kuran’ı Kerim, Arabî, farsi; Türkçe yazı ve kıraat, kavaid-i Osmanî, hesap, tarih ve coğrafya. Burada ilginç bulduğum bir noktaya temas etmek istiyorum. Yazar, çocukluk döneminde babasıyla münasebetlerini şöyle anlatıyor: “Huzuruna girerken ellerimin daima kavuşuk olmasını, babam ‘kızım! ’ diye çağırdığı zaman ‘Efendimiz’ diye cevap vermemi annem tembih ediyordu. Babam milletin babası, Padişah imiş. Herkes ona ‘Efendimiz’ diyordu. Ben başka ne diyebilirdim. ” Bu cümlelerde babasını ulusla paylaşmanın ve ona baba olarak sahip olamamanın hüznü var, sanırım.
Yazar üçüncü bölümde Meşrutiyetin ilanından Selanik’e sürgün göndermelerine kadar geçen süreyi anlatıyor. Bu süre içinde tarihe damgasını vurmuş önemli olaylara tanıklık ediyor. II. Abdülhamit’in meşrutiyet hakkındaki fikirlerini bu bölümde okuyoruz. “Mektepler açılmış, zabitler yetişmiş, (millet) meşrutiyeti idrak edecek hale gelmiştir. Gazeteler ne kadar aleyhimizde bulunurlarsa bulunsunlar. İnşallah meşrutiyet idaresini yürütmek azm ü kararındayım. Yaşımız altmışı geçti. Ahır-ı ömrümüzde son vazifemizi yapmak, devletin ve milletin arzusunu ifa etmek en büyük emelimdir. Mademki millet (meşrutiyeti) istiyor, milletimin arzusu her ne ise o olacaktır. ” Fakat sonraki süreçte görüyoruz ki bu meşrutiyet başarı olamıyor ve açılan meclis kapatılıyor. Ardından 31 Mart vakası ve II Abdülhamit’in yeniden meclisi açması… Sultan, bu vakadan sonra padişahlıktan feragat etmek istiyor ve şunu ekliyor: “Beni istemediklerine eminim. Çekilmeye hazırım. Lakin bu işte (31 Mart Vakası) dahlim olmadığı meydana çıkmalıdır. ” Bölümün sonunda doğru yazar Abdülhamit’in tahtan indirilmesini ve zor şartlar altında Selanik’ e gidişlerini anlatıyor.
Yazar sonraki bölümde Selanik’te yaşadığı dokuz sıkıntılı ayı anlatıyor. Kaldıkları köşkten bahçeye bile çıkamadıklarını, kapıda sürekli askerin nöbet tuttuğunu, bazen yemek bulmakta bile güçlük çekildiğini ve babalarının kendilerini İstanbul’a göndermek için yoğun çabalarına değiniyor.
Balkan savaşlarıyla birlikte Selanik’te kalan II Abdülhamit ve ailesi İstanbul’a gönderilmeye çalışılıyor. Tepkisi şu oluyor devrik padişahın: “Dört devletle harp mi? inanmam. Demek Balkanlarda bize karşı ittifak oldu, öyle mi? Yunanlılarla Bulgarların birleşmesi nasıl olur. Başta bulunanlar bu ittifakı anlayamadılar mı? Selanik İstanbul’un anahtarıdır. Düşmana verilir mi. Şuradan şuraya gitmem. Bana da bir tüfek veriniz. Birlikte son nefesimize kadar müdafaa edelim. ” Koskoca bir imparatorluğunun son çırpınışlarının sesi Selanik’ten böyle yükseliyor işte. II. Abdülhamit zorla da olsa İstanbul’a getiriliyor. Bu arada yazarımız da evlenmiştir. Dünya savaşının çıkışını ise yazar, babasının ağzından şöyle anlatıyor: “iki gemi için feda olduk. Üç büyük devlete karşı bu harbe girmemiz akıl karı değil. Vahim bir neticeden korkuyorum. Nasıl olur. Bu deliliktir. ”
Devrik sultan öldüğünde yazarımız İsviçre’dedir. Zor koşullar altında İstanbul’a gelir, haberi aldığında.
Yazar altıncı bölümde II Abdülhamit’in zevcelerini ve çocuklarını uzun bir liste halinde sıralamış ve son bölümde ise dönemin öneli devlet adamlarından Cemal Paşa’ya yazılmış bir mektup bulunuyor. Kitabın en sonu II Abdülhamit ve ailesinin fotoğraflarıyla süslenmiş.
Ayşe Osmanoğlu’nun yazdığı Babam Sultan Abdülhamit adlı kitap Osmanlı Devleti’nin son döneminde uzun bir süre iktidarda kalan padişahın hayatıyla ilgili önemli ayrıntılar veriyor. Kitabı, sultanlığının yanında, insan Abdülhamit’i de görmek isteyenlere salık verebilirim.

Yazar Sedat Palut






*Ayşe Osmanoğlu
Babam Sultan Abdülhamit, Selis Yayınları
Bu konu yada mesaj "www.WikiTurkey.com" sitesine aittir.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
abdülhamit, aosmanoglu, babam, sultan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


"'' SevinçLi anında kimseye vaaTTe buLunma , öFkeLi anında kimseye cevap verme... ''"
~ ÇiN aTasözü


Forum

Yasal Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kuruluş : 29.05.2008
WikiTurkey.com Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi hakans73@yahoo.com Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:38 AM.

| ForumAy | klip izle | Rss | Google Adwords